BİLŞİM DÜNYASINA HOŞ GELDİNİZ...

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Sosyal Mühendislikte Bilginin Önemi



Günümüz çağın en ileri teknolojilerinden olan sanal iletişim aracımız olan internet üzerindeki uygulamaların, kötü amaçla kullanılması için kötü insanlar tarafından bu uygulamaların zaaflarını tespit etmek amacıyla her türlü yürütülen düşünce senaryolarına sosyal mühendislik denir.

Sanal teknolojilerin kullanım alanlarına bağlı olarak son kullanıcıların özellikle internet teknolojilerindeki bazı kavramların ayırt edilmesinde zorlandıklarını görmekteyiz. Bu anlamda internet iletişim protokolleri üzerinde deklare edilen bilgilerin güvenliği konusunda son kullanıcıların yeterli bilgiye sahip olmadığını, bu anlamda reel hayattaki bazı davranışlarında sanal ortama taşıdıklarını görmekteyiz.

Kişi reel hayatında nasıl bir yol izliyorsa, sanal ortamda da o şekilde bir yol izleyecektir. Bu anlamda bir kişinin sanal ortamda ne kadar kendisi hakkında bilgileri paylaşacağını kişiliğinden ve davranışlarından anlamak hiçte zor değildir. Çünkü bir kişinin reel hayatındaki ve toplum içerisinde ki kendisine ait bir bilgiyi, duyguyu veya herhangi bir şeyi hangi ortamlarda nasıl paylaşabileceğini bulmak için ilk önce kişiyi tanımak gerekli olduğunu bilmeliyiz..

Sosyal mühendislik işte bu ortamda kötü veya iyi niyetle ön plana çıkmaktadır. Genelde bir sistemin veya kişilerin zaaflarından faydalanarak istenilen bilgiye ulaşma yöntemlerine sosyal mühendislik diyoruz. Ama daha da genişletirsek sosyal mühendislik bir kişinin sadece bilgilerini ele geçirmeye değil, kişinin atacağı bir sonraki adımları da öğrenmeye denir. Kişinin açıklarını bulmak için ilk önce kişiyi tanımak gereklidir. Görülmeyen bir hedefe atılan kurşun isabet etme olasılığı çok düşüktür. Buna göre ilk önce hedefi iyi tanımalıyız.

Kişiyi kendimize göre yediye ayırabiliriz. İzleyeceğimiz yolda buna göre ayarlayabiliriz. Örneğin sistem bilişim sektöründeki internet olsun. Bizde bu interneti kullanan bir kişinin istediğimiz bir bilgisini öğrenmeye çalışacağız. İlk önce hedefteki kişinin kişiliğini öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü yapacağımız her eylem ve atacağımız her adım bizi deşifre veya başarıya ulaştıracaktır.

İlk önce hedef olarak belirlediğimiz bir kişi hakkında materyaller topluyoruz. Bu materyaller o kişiye ulaşmamızı sağlayacak veriler olmalıdır. Gerekli veya gereksiz tüm bilgileri bir depoya saklıyoruz. Bu adı soyadı, semti, şehri, telefonu, sevdiği rengi, takımı, burcu, partisi, dini, ırkı, giydiği hatta donun rengi :) vs. O kadar da değil ama gereklidir. Bizim istediğimiz ve gerekli duyduğumuz bilgiye ulaşabileceğimiz her türlü bilgi toplanıp derlenme amacı ile araştırılır. Bulunan veriler bir araya getirilerek kişiye bir kalıp oluşturulur. Bu kalıba şekil verilir. Sonra hedefimizi bu kalıba sokmaya çalışırız. Eğer topladığımız veriler ile oluşturduğumuz kalıba hedef oturmuyorsa veya bir yönü izin vermiyorsa o zaman kalıp yanlıştır ve restore edilmelidir.

İnternet üzerinde anlık iletişim protokolleri üzerinde bir kişiden bilgi çalmak çok zordur. Yasadışı diye tabir edilir. Ama biz bunu yapmayacağız. Kişiden bize gerekli olan bilgileri uygun ortamda tatlı dille isteyeceğiz. Örneğin karşımızdaki insanı daha önceden aklımızda zorluk seviyesi olarak gruplandırdığımız kişiler arasından hangisi olduğunu belirleyeceğiz.
Şöyle Gruplar Oluşturalım Kaba Taslak:

1. Son Kullanıcı ( Bilgilere En Son Ulaşan Kişi )
2. Orta Seviye ( Bilgileri Yayan Kişi )
3. Uzman ( Bilgileri Toplayan Kişi )
4. Deneyimli Uzman ( Bilgileri Toplayanları Yöneten Kişi )
5. Bilge ( Bilgileri Yazan Kişi )
6. Deneyimli Bilge ( Yazanları Yöneten Kişi )
7. H1? ( Üst Grupların Hepsine Egemen Olan Kişi )

Yukarıda Saydığım gruplara dahil olan kişiyi bulmak için kişiyi tanımak gerekli olduğunu ifade etmiştim. Gruplardan çıkaracağımız yol ise kişinin bilgisine göre yol izlemektir. Çünkü sonuçta bilgi güçtür. Bilmediğimiz bir bilgi kaynağına yapacağımız saldırının ne kadar başarılı olacağını bilemeyiz. Ayrıca yapacağımız saldırı hedefe zarar vermekten ziyade bize de zarar vereceği ihtimalini de göz ardı etmemeliyiz.

Yukarıda sayılan gruplara göre de bizde bir saldırı senaryosu veya bilgi toplama eylemi gerçekleştirmek zorundayız.

Son Kullanıcılar genelde bilgiye en son ulaşan kişi olduklarından saldırı reaksiyonlarını kestirmekte zorlanırlar. Çünkü bilginin nasıl yazıldığını, yayımlandığını, nasıl bir eylem içerisinde kendisine kadar ulaştığını bilmezler veya bilmeye gerek duymazlar. Bu anlamda bu seviye içerisine giren bir kişiden bilgi almak son derece kolaydır. Bu aynı iki silahşora benzer. Birisinin elinde kılıç, kalkan vardır. Diğer kişinin elinde de savunma yapacak bile hiçbir şeyi olmayan bir insan.. Sonuçta bu karşılaşma adil olmayacaktır. Bu anlamda elinizi vicdanınıza koymanız gerekmektedir.

Ortaya Seviye kullanıcılar olarak belirttiğimiz kişiler ise bilgileri her türlü kaynağına bile bakmadan yayan kişilerdir. Bunlar genelde son kullanıcılardan sonra gelen kişilerdir. Bilgilerin doğruluğunu araştırmadan yayan veya okuyan kişilerdir. Bilgiye son kullanıcılardan önce öğrendikleri için bu kişilere yapacağımız bir eylem titiz olmalıdır. Gözümüzde büyütmeyerek ama gene de potansiyel bir bilgisayar korsanıymış gibi karşımızdaki kişiye yapacağımız davranışları seçerek düzenlemeli ve yapmalıyız.

Uzman diye tabir ettiğimiz kişiler ise bilgileri yaymaktan ziyade toplayan kişilerdir. Toplanan bilgileri yayarlar veya öğrenirler. Bu anlamda bilgi hakkında tecrübeleri iyi denmese de dikkate alınacak derecededir. Buna göre yapacağımız senaryo tamamen yapay düşüncelerden arındırılmış olmalıdır. Yoksa birinci basamakta deşifre olma ihtimaliniz çok yüksektir.

Deneyimli Uzman ise yukarıda belirttiğimiz hususların hepsine vakıf olan kişidir. Çünkü kişide yönetici vasfı mevcut olup, tamamen çok odaklı bilgileri derleyen ve yöneten kişidir. Bu anlamda bir yönetici mevcut bilgiyi yaymaktan ziyade bu bilginin güvenliği ve yayılmasındaki sorunların tespit ve çözülmesini sağlayan kişidir. Buna göre yapılacak senaryo sağ elin yaptığı bir eylemi sol elin görmeyeceği şekilde gizli, sanki karşıdaki bir kişi ile 40 yıllık bir dostmuş gibi samimi, aynı takımın taraftarı kadar sıcakkanlı, aynı din kardeşi kadar ılıman, aynı kanı taşıyan kardeşler gibi dostluğu tabir edecek kadar etkileyici olmalıdır.

Bilge diye tabir ettiğimiz insanlar ilse bilgileri yazan kişilerdir. Biz bu kişilere üstat diyoruz. Üstatlar tamamen bilgiye doymuş, bilgi birikimlerini kalıcı hale getirmek için bilgiyi yazmayı deneyen kişilerdir. Bu anlamda bu kişilerden sizin istediğiniz bilgileri almak zorlayıcı olabilir. Çünkü bu kişilerde çakal merakı yerine, şahin merakı vardır. Şahin hedefini kilometrelerce öteden keskin gözleri ile belirleyebilmektedir. Bilge kişide sizin yapacağınız herhangi bir eylemi tahmin edebilmektedirler. O zaman nasıl bir yol izlenmeli diyorsanız gene çakal ve şahinden başlayabiliriz. Çakal o kadar aç olduğu için file bile saldırmayı tenezzül edebilir. Gördüğü her şeyi yemek ister. Buda içindeki açlık ve merak duygusudur. Ama Şahin Koklamadığı ve Duymadığı için Yaratanın ona bahşettiği görme duyusunu kullanmak zorundadır. Ama her gördüğü tahmin ettiği şey olmayabilir.

Deneyimli Bilge ise yazarlar tarafından yazılan bilgiyi geliştirme ve yöneten kişidir. Bu kişilerden bilgi almak samandan cımbız ile kıl aramakla eşdeğerdir. Yapacağımız bütün senaryoları denemek gerekmektedir. Zorluk seviyesi en üst seviyede olan kullanıcı sınıfı olduğu için kişinin bilgilerine ulaşmadan önce kişinin zaaf noktalarını bulmak gereklidir.

H1? Diye etiketlediğimiz kullanıcı grubu ise atacağı adımı, herhangi bir materyali, düşüncesi bilinemediği kişilerdir. Bu kişilere yapacağınız herhangi bir saldırı girişim düşüncesi bile yapacağınız eylemi tersine çevirebilir. Zira bu kişilerden uzak durmanızı tavsiye ediyoruz.
Halk dilinde internet ortamı üzerinde bilgisayar korsanı olarak bilinen ama aslında birer güvenlik uzmanı olan, ihtiyacı olan bilgiye ulaşmak yerine yazan, hatta zamanı durdurabilen kişilerdir.. (..?..)

Sonuç olarak her kuşun etinin yenmeyeceği, bize göre doğru olan fikirlerin başkalarına göre yanlış olabileceğini, kendi doğrularımızı kimseye doğru diye dayatamayacağımızı, yaptığımız her fiillerden sorumlu olduğumuzu, aynı şekilde başkalarının da bir sorumluluğu olduğunu, her şeyin bir sistematiğin olduğunu ve ayrıca bilginin güç olduğunu burada bir kez daha hatırlamış olmaktayız.

Virüsten korunmanın 10 püf noktası!





İŞTE VİRÜSTEN KORUNMANIN 10 PÜF NOKTASI

1. Antivirüs, antispy, antiphising, antispam, Uygulama kontrolü, Sandbox (güvenli ortam) ve güvenlik duvarı içeren kapsamlı güvenlik teknolojilerini kullanın. Önemli verilerinizi yedekleyip saklayın.

2. Sadece lisanslı yazılım yükleyin. Korsan yazılımın sadece telif hakkını çiğnemekle sınırlı kalmayıp, ülkenin vergi kaybına da neden olacağını unutmayın.

3. Kullanacağınız lisanslı yazılımın büyük yatırım, sürekli araştırma ve geliştirme çalışmalarıyla ortaya çıktığı bir gerçek. Ücretsiz yazılımların bu konuları ihmal ettiğini aklınızdan çıkarmayın.

4. Yasal yazılım, düzenli bir şekilde güncelleşiyor. Bilgisayarınızda kullandığınız yazılım güncelleştirmelerinden sizi haberdar ettiğinde yeni bilgileri hemen yükleyin.

5. Güvenliğinizi göz önünde bulundurup, kullandığınız yazılımı gözden geçirin ve bilgisayarınızı zararlı yazılımlara karşı düzenli olarak tarayın.

6. Ağ tehditleri ve yeni türde dolandırıcılıklara karşı gerçeğe uygun haberleri dikkate alın. Bu haberlerin Hoax (Sahte içerikli) olmadığını anlamak için uzmanlardan yardım isteyin.

7. İnternet üzerinde oyun oynarken sezgilerinizi kullanın. MSN, Facebook gibi sosyal ağlar ve sohbet ortamlarında kredi kartı, şifre gibi kişisel bilgileri asla paylaşmayın. Karışık şifreler kullanın ve şifrenizi sık sık – en az ayda bir kere – değiştirmeyi de ihmal etmeyin.

8. Ağ saldırılarının çoğunun ‘insan faktörü’nden yararlanarak, sadece merakınızı çekerek başarılı olduğunu unutmayın. İndirip çalıştırdığınız tüm dosyalar, tanıdığınız kişilerden gelse bile bağlantılarına dikkat edin.

9. Tüm hesaplarınız için tek bir şifre yerine, her hesap için ayrı ayrı şifre oluşturun. Aksi takdirde özel bilginize sızan korsanın çözeceği şifreyle, bütün hesaplarınızı kolayca ele geçireceğini unutmayın. Önemli verilerinizin kopyalarının yedeklerini saklayın.

10. İnternette dolaşan her bilginin başkaları tarafından okunabileceğini asla unutmayın. Çok gizli bilgiler içeren e-postalar yollayacaksanız, içeriğin başkaları tarafından okunmasını engelleyen yazılım ve sertifikalar kullanın.

Phishing Saldırısı nedir?




Eskiden bir banka işlemi için saatlerce kuyrukta beklenirken artık bu gibi işlemler saniyelerle ifade edilebilen bir hıza ulaşmış durumda veya saatlerce dolaşılıp alınan bir hediye web sayfalarından anında alınabiliyor. Bu ve benzeri güzelliklerini gördüğümüz internetin ne yazık ki kullanıcı tabanlı olarak kötü yanları da bulunmakta.

Günümüzde internet kullanıcılarının %80 gibi bir kısmının artık olmazsa olmazlarından olan e-posta, internet bankacılığı, e-alışveriş gibi birçok kullanım alanları kötü niyetli internet kullanıcıları tarafından istismar edilmekte.

İşte özellikle ülkemizde şu günlerde bu şekil istismarların başında gelen olay ise: PHISHING yani kısaca bankanızın, e-postanızın veya bunun gibi bilgi girmenizi gerektiren bir kuruluşun web sayfasının bir kopyasını yapıp kullanıcının hesap bilgilerini çalmayı amaçlayan bir İnternet dolandırıcılığı.İngilizce "Balık tutma" anlamına gelen "Fishing" sözcüğünün 'f' harfinin yerine 'ph' harflerinin konulmasıyla gelen terim, oltayı attığınız zaman en azından bir balık yakalayabileceğiniz düşüncesinden esinlenerek oluşturulmuş ve uygulanıyor.

Örneğin kullandığınız elektronik posta servisinin giriş ekranının bir kopyası elektronik posta olarak geliyor ve bir şekilde kullanıcı adınızı ve şifrenizi girmenizi istiyor. Dikkatsiz bir şekilde bilgileri verdiğinizde, sayfanın içine gizlenmiş bir kod parçası kullanıcı adınızı ve şifrenizi dolandırıcılara gönderiyor.

Neler Çalınıyor?

Phishing yöntemi kullanarak bilgisayar kullanıcılarını tuzaklarına düşüren dolandırıcılar özellikle aşağıda belirtilen işlemleri çalıyorlar

1. Kredi, Debit/ATM Kart Numaraları/CVV2
2. Şifreler ve Parolalar
3. Hesap Numaraları
4. İnternet Bankacılığına Girişte Kullanılan Kullanıcı Kodu ve Şifreleri

E-Posta ile Phishing
E-posta yöntemini kullanan dolandırıcılar burada da kullanıcıları üç şekilde aldatma yoluna gidiyorlar. Şöyle ki:

a) E-postanıza devamlı temas halinde olduğunuz kuruluşlardan gönderiliyormuş izlenimi verilen sahte bir posta gönderiliyor. Bu e-postalarda kullanıcıya kurumun web sitesine giderek şifresinin süresinin dolduğu söyleniyor ve altta o sayfaya yönlendirileceği bir link(bağlantı yolu) veriyor. Korsan daha önceden hazırladığı ve kuruluşun sitenin aynısı olan bu siteye kurbanına getirdikten sonra, ondan şifreyi girmesini istiyor, sonra da kullanıcı kendi şifresini yeni şifresiyle değiştiriyor (normal de tabii ki değiştirmiyor. Esasen eski şifre hala geçerli olduğu için korsan bu şifre ile internet aracılığı ile para transferi, e-ticaret vb. işler yapabiliyor)

b) Bazı e-postalarda ise; bir yarışma düzenlendiği ve bu yarışmaya katılması teklif edilen kullanıcılara ödül olarak BMW marka bir araç kazandıkları ancak gerekli kişisel bilgileri vermeleri gerektiği söyleniyor. Bu gibi durumlarda bilgilerini veren kullanıcının tüm bilgileri dolandırıcının yani korsanın eline geçiyor.

c) Bir başka kullanılan teknikte ise; gelen e-posta da müşteriye kişisel bilgilerini güncellemesi gerektiği tüm bilgileri tekrar girmesi bunun kendileri açısından daha iyi hizmet verebilmeleri için gerekli olduğu söyleniyor.

d) Son zamanlarda bazı bankaların başlatmış oldukları ve cep telefonları ile para transferine imkân veren sistem kullanılarak banka müşterilerine sanki kendi hesaplarına para gönderilmiş veya alınmış gibi gösterilip sahte banka sitesi linki (bağlantı yolu) verilerek bu paranın tahsil edilebilmesi için bilgi güncelleştirmesi istendiği belirtilmektedir.

Phishingten Nasıl Korunulur?

Unutulmaması gereken nokta her türlü online dolandırıcılık, sahtekarlık ve virüslere karşı en büyük korunma aracı, bu konuda bilinçli ve bilgili olmaktır. Bunu aklımızın bir kenarında devamlı bulundurmalıyız.Tabii ki internette güvenli alışveriş yapmayı istiyorsak.

1. E-postanıza gelen mesajların doğruluğunu ispatlayın. Tanımadığınız kimselerden gelen mesajları silin, asla cevap vermeyin. "Aşağıdaki bağlantıya tıklayın"gibi e-posta isteklerine ASLA YANIT VERMEYİN

2. İşlemlerinizi online yaparken, işlem yaptığınız web sayfasının güvenli olup olmadığını MUTLAKA kontrol edin !
İnternet tarayıcınızın üst kısmında bulunan adres bölümünde bulunan adresin "https://" olup olmadığını kontrol edin. “https://”’insonunda bulunan “s” harfi bu sayfanın güvenli ve çeşitli şifreleme metotları ile işlem yaptırdığını belirtir.

Ek olarak, internet tarayıcınızın sağ alt kısmında yer alan kapalı kilit işareti, yine güvenli ve şifrelenmiş bir sayfada işlem yaptığınızı gösterir.


Bu işaret sayfanın SSL ile şifrelendiğini ve sitenin gerçekten çalıştığınız kuruluşa ait olup olmadığını göstermektedir, üzerine iki kez tıklandığında ise; aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi bir mesaj çıkacaktır.
-ÖRNEKTİR-
"Issued to: www.abidayibank.com.tr ve "Issued by: www.verisign.com/CPS Incorp.by Ref.LIABILITY LTD.(c)97 VeriSign" bilgileri kontrol edilmelidir.

Unutulmaması gereken noktaların başında ise yukarıda anlatılan bu iki güvenlik önlemi de dolandırıcılar tarafından tekrar oluşturulabiliyor. Bu sebeple; eğer internet bankacılığını veya e-alışveriş yapmak istiyor iseniz yapmanız gereken şey, işlem yapmak istediğiniz sayfayı kendinizin girmesi en güvenilir yoldur.

3. İnternet adresi olarak sayısal rakamlar içeren adresler ile karşılaşırsanız kullanmadan önce MUTLAKA kontrol edin !

Ziyaret ettiğiniz web sitelerinde; adresler çoğunlukla adres kısmı, ardından firmanın ve şirketin ismine ek olarak, com, org, net gibi uzantılar ile biter.

Örneğin; https://www.abidayibank.com.tr

Sahte sitelerde, çoğu zaman sayısal adresler kullanılmaktadır. Eğer bu tür bir durum ile karşılaşırsanız, direkt olarak çalıştığınız KURULUŞ İLE İRTİBATA GEÇİN.
- ÖRNEKTİR –( Sahte siteler aşağıdaki gibi sayısal bir link verirler)


4. Size ulaşan e-posta’nın kimden geldiğinden ve doğruluğundan mutlaka EMİN OLMALISINIZ!

Öncelikle gelen e-postanın kimden geldiğine muhakkak emin olmalısınız eğer ki e-posta’nın kimden geldiğinden emin olamıyor veya gönderilen içerik ile ilgili bazı şüpheleriniz oluyor ise mutlaka direkt olarak sizden bilgi talep ettiğini öne süren gerçek kuruluş ile irtibata geçiniz. ÇÜNKÜ ÇALIŞTIĞINIZ KURUM SİZE ASLA KİŞİSEL BİLGİLERİNİZ VEYA ŞİFRENİZİ SORAN E-POSTA GÖNDERMEZ. BUNU SAKIN UNUTMAYIN!!!

5. Güvenmediğiniz Network(Ağlarda) kesinlikle elektronik işlem yapmayınız. Kullandığınız bilgisayar güvenilir olsa bile eğer networke(Ağa) güvenmiyorsanız ELEKTRONİK İŞLEM YAPMAYINIZ!!!

6. Bankanızdan gelen kart ekstrelerini, hesabınızı düzenli olarak kontrol etmeyi unutmayın. Olası aksiliklerde bankanızla ile irtibata KESİNLİKLE GEÇİN.

7. Sisteminizi düzenli olarak kontrol edin. İşletim sisteminizin güvenlik yamalarını yükleyin, antivirüs yazılımınızı devamlı olarak güncelleyin. İNTERNET TARAFINDAN GÜNCEL KALMASINI SAĞLAYIN

8. Çeşitli kurumlardaki hesaplarınızı veya eğer ki birden fazla e-posta adresiniz var ise kesinlikle kendinizi her biri için FARKLI ŞİFRELER BELİRLEYİN

9. Belirlediğiniz şifreleri belli aralıklar ile muhakkak değiştirin. Bunu kendinize ALIŞKANLIK HALİNE GETİRİN.

10. PHİSHİNG SALDIRILARINA ARACI OLMAYIN!
Dolandırıcılığı gerçekleştirecek kişi veya kişiler phishing yöntemi ile ele geçirdikleri kurumsal veya finansal bilgileri kullanarak hesaplar üzerinden paraları ele geçirme imkânına sahip olurlar. Paranın hesaptan çekilmesi aşamasında kendilerinin tespitini zorlaştırmak yada hiçbir şekilde tespit edilmemelerini sağlamak için ise şüphelenilmeyecek kişilere Internet üzerinde iş ilanları sunmaktalar. Bu ilanlarda çaba harcamadan kolay para kazanılacağı bunun çok kolay bir iş olduğu şeklinde bilgi verilmektedir.
İnternette verilen bu ilan ile bulunan kişilerin banka hesapları kullanılarak phishing yöntemi ile çalınan hesaplardan para transferi yapılmaktadır. Yine ilan ile bulunan kişiler hesaplarından bu paraları çekmek ve belirli bir komisyon karşılığı dolandırıcılığı gerçekleştiren kişilere parayı uluslararası para transferi yapan şirketler aracılığı ile transfer etmek için kullanılmaktadırlar. Böylece dolandırıcılığı gerçekleştiren kişi yada kişiler kimliklerini gizlemiş olup, ilan aracılığı ile bu işe başvuran kişilere suçu atmış olmaktadırlar.

Bu tip belirli bir parayı alıp, komisyon karşılığında başka bir yere transfer etmek şeklindeki iş ilanları konusunda ÇOK DİKKATLİ olunması gerekmektedir. Bu şekilde yapılan işlem kara para aklama işlemi olup, sonucu kanuni takibata varacak şekide bitmektedir.

11. Eğer böyle bir eyleme maruz kalırsanız size gelen e-postayı kesinlikle silmeyin ve yönlendirdiği web sitesiyle ilgili bilgileri toplamayı deneyin. Örneğin ripe.net’ten whois sorgulaması yapıp ilk bilgileri toplamaya çalışın. Derhal üstlerinize ve bilgi işlem departmanına haber verin. Eğer bireysel kullanıcıysanız bir dilekçe ile hemen savcılığa başvurup ilgili polis birimlerine elden havale alın ve yazıyı polise götürün. Bu tür suçlarda zamanın çok önemli olduğunu hiçbir zaman AKLINIZDAN ÇIKARTMAYIN.

Sosyal medya nasıl kullanılır? Sosyal medya uzmanı nedir?



Son yılların trendi Sosyal medya uzmanlığı ve Sosyal Medya nasıl kullanılacağına dair gelişmeleri sizler için ele aldık.
Sosyal medya uzmanlığının kelime köküne inip sizleri rahatsız etmek istemem. Sosyal medya uzmanlığı evrensel anlamda kısaca internet kurdu olanlara denir. Bu ünvanı açarsak aktif olarak internet aleminde gelişen son olayları takip eden, her sistemi yerinde görüp deneyen ve aktif olarak kullanan, yönetilmek yerine yönetmeyi seven, her an ulaşılabilir olan, düşünce ve fikirlerini her ortamda dile getirebilen, yeniliklere açık ve trendleri takip eden kişiye denir.
Sosyal medya uzmanına neden ihtiyaç duyulur?
Firmaların artık web 2.0 teknolojilerinin gelişmesiyle ve kullanıcı etkenli web ağların yaygınlaşmasıyla sosyal medyaya eğilim göstermeye başladılar. Şüphesiz bunların en büyük örnekleri alanında lider konumda olan Coca Cola, Turkcell, Nike firmalarıdır. Bütün bunları çeşitli inovasyon projeleri ile destekleyen firmalar son kullanıcıya kadar bütün kampanyalarını sunabiliyorlar.
Peki firmalar neden sosyal medyayı neden tercih ediyorlar? Sosyal medya uzmanı hangi amaçla kullanırlar?
Sırasıyla şu nedenleri sayabiliriz:
Firmaları yeni müşterilere tanıştıran web tanıtım platformu
Bir firmanın veya oluşumun yeni müşterilere, yeni insanlarla iletişim kurması için ya reklam vermesi gerekiyor ya da sürekli bir aktivite, kampanya içerisinde olması gerekiyor. Bunun içinde tonca ar-ge, pazarlama, inovasyon süreçleri yer alıyor. Halbuki sosyal ağ ile bütünleşik çalışan bir internet ağında yapacakları bir kaç girişim ile yeni müşteriler kazanabiliyorlar, müşterilerin sorunlarını dinleyebiliyorlar, çözüm önerilerini analiz edebiliyorlar. Yapmış oldukları kampanyaların ne kadar geri dönüş sağladığına bakabiliyor, markalaşma sürecinde yol haritalarını görebiliyorlar. Kullanıcı kitlesinin eğilimini, yarattıkları kampanyaların etkilerini, kitlenin analitik bilgilerini görebiliyorlar. Bu bilgiler ışığında firmalar yeni stratejilerini belirliyor ve yeni inovasyon projelerine yöneliyorlar.
3 milyara yakın aktif kullanıcı sosyal ağı kanalları ve veri tabanı
İnternet alemi şüphesiz günden güne büyüyen bilim kurgu filmlerine konu olan devasa insan yapımı bir sistem. İnsanların her an elinin altında olan bu bilgi sistemi artık günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçası olmuş durumda. Eğitim, kariyer, iş, eğlence, sanat, aktivite ve etkinlik, sağlık, aktüel yaşam gibi sayamadığımız bütün alanlarda internetle bilgi erişimine bağlanıyor ve bu bilgileri paylaşıyoruz. Sadece Facebook sosyal ağının kullanıcı sayısı mart 2012 tarihinden itibaren 1 milyar kullanıcıya ulaşmış durumda. Tabi ki bunların hepsi reel kullanıcılardan oluşmamakta. Örneğin sadece benim 40 tane facebook hesabım var. Sebebi her firmaya, her kampanyaya ayrı bir hesap açmam. Ne kadar reel olmayan hesaplar olsa da mevcut rakam firmaların iştahını kabartmaya yetiyor da artıyor.
Geleneksel reklamların aksine ölçekli internet pazarlaması taktiği
Sosyal medya özellikle TV, radyo, gazete, basılı ve görsel mecralarda yapılan reklamların aksine son derece şeffaf ölçekli internet pazarlamasına çok elverişlidir. Örneğin sosyal ticarete en yatkın projelerimin başında gelen firsatim.com projesini ele alırsak şunları diyebiliriz. Firsatim.com projesi sosyal medya ile bütünleşik çalışan, sıfır maliyetle işletmeyi son kullanıcılara buluşturan sıfır riskli internet pazarlamasıdır. Grup alışveriş dediğimiz sistem sayesinde işletmeler hem sosyal medyayı etkin olarak kullanıyorlar hem de ticaretlerini genişletiyorlar. Evinizde çayınızı yudumlarken epostanıza ve takip ettiğiniz ağlara işletmenin kampanyası cazip fırsatlarla size sunuluyor, siz de toplu bir şekilde o kampanyadan yararlanıyorsunuz. Burada gözden kaçan bir nokta şudur. İşletmenin adı tüm ağlarda yayınlanıyor. Örneğin ben Ercan Atay olarak Firsatim.com'a reklam verdiğimde Firsatim.com'un tüm reklam mecralarında adım gözüküyor. Facebook, Twitter, Fırsat toplayıcı siteler, İçerik siteleri, Cashback sistemlerinde, 3 milyonluk eposta bülteninde, günlük 50 bin kişinin girdiği web sitesinde, bağlı olduğu tüm web akışlarında marka adı çıkıyor.
Her gün daha yeni kullanıcılar ve gelişen ağ modeli
Her gün gelişen web teknolojileri sayesinde bir proje üretmek eskisi gibi pahalı ve zaman gerektiren bir şey değil. Daha önce bu işte deneyim sahibi bir kadro ile sizde kendi web ağınızı kurabilir gelişen bu ağ modelinde yerinizi alabilirsiniz.
Sosyal ağlar kullanıcıları mutlu etmeye yarayan sihirli bir değnektir
İnsanları mutlu etmek için elinden gelen bütün çabayı sarfetseniz bile belirli bir yerde harcadığınız bu enerji sizi yorabiliyor. İnsanları mutlu etmek için şekilden şekile giren de var, şekilden şekile girenleri mutlu etmek için var olan insanlarda mevcut. Artık çağımızın gerekliliklerini uygulamanın vakti geldi. Bu gerekliliklerin en başında mevcut potansiyel müşterilerinize sosyal ağlar üzerinden teşvik ve ödüllendirme yapmaktır. Örneğin sokakta dağıtacağınız bedava ürünleriniz sosyal ağda vereceğiniz promosyon ürünler kadar etkili olmayabilir. Çünkü sosyal ağlarda teşvik ettiğiniz potansiyel müşterileriniz sizin reklamınızı yapmaktan çekinmeyecektir. Çünkü sizin reklamınızı yapmak ona bir paylaş butonuna tıklamak kadar yakın. İşte bu kadar basit olan bir eylemi harekete geçirmek için en büyük etken şüphesiz promosyon ve teşviktir. Bunlarsız yapmak için ya herkesin yaptığının en iyisini yapacaksınız, ya da kimsenin yapmadığı bir şeyi yapmalısınız ki o bilgisayar başında ki insanı buna yönlendirebilmeniz gerekir.
Sıfır maliyetle işletmelere kar, rekabet ve verimlilik artışı sağlar
Sosyal medyayı etkin kullanan firmalar, kullanmayan firmalara göre karlarında yükselme, rekabette önde olma ve verimliliklerinde artış gözlenmekte. Çünkü sosyal medya ile insanlara daha çok yakın olan firmalar yürüttükleri kampanyaları yakından izleme şansları oluyor. Bir marka adınız varsa artık sosyal medyada yeriniz olma zorunluluğu doğdu. Örneğin bir marka tescil etmişseniz, bunun peşinden hemen evrensel alan adlarınızı alarak marka adınızı koruma altına almanız gerekmektedir. Sadece bununla yetinmeyip tüm sosyal ağlardaki marka adınızla ilgili hesaplarınızı koruma altına almanız sizin için avantaj sağlayacaktır.
Yeni ürünleri çıplak maliyetle müşterilere yeni hizmetleri denettirir
Firmanızın yeni bir ürün lansmanı varsa şüphesiz çıplak maliyetle bu hizmeti denettirebileceğiniz en şeffaf ortam sosyal medyadır. Bilişim örneğinden yola çıkarsak Microsoft'un en yeni işletim sistemi Windows 8 'in sosyal medya aracılığı ile insanlara lanse etmesi. Çıplak maliyetle milyon indirme sayısına ulaşarak müşterilerine hizmetlerini denettirebiliyor. Eğer bir işletme iseniz, sizde grup alışveriş, dikey alışveriş sitelerini kullanarak çıplak maliyetle hizmet ve ürünlerinizi denettirebilirsiniz.
Doğrudan müşterilerin sorun, öneri ve isteklerini görebilme
Hiç aracı danışman kurum, kuruluş ve mecra gerektirmeden direkt doğrudan müşterilerinizin soru, öneri ve isteklerini detaylı bir şekilde görebiliyor ve bunun raporlarını elde edebiliyorsunuz. Daha hızlı çözümler elde edebiliyor, müşterilerin firmanıza bakış açılarını değiştirebiliyorsunuz.
Marka bilinirliliğini arttırma
Çoğu zaman bazı yaptığınız sosyal medya çalışmalarında kar beklememek gerekmektedir. Çünkü bu yapılan çalışmalar ileriye dönük sizlere olumlu etkenler olarak geri dönüş yapacaktır. İnsanların bilinç altına yerleştireceğiniz marka adınıza ait kültür ile bir sonraki atakta insanların daha çabuk karar vermesini sağlayabileceksiniz. Örneğin sadece TV reklamı vermiş bir firma ile hem tv hemde sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanan firmanın geri dönüşleri bir olmaz. Çünkü insanlar kendilerini özgür hissettikleri ortamlarda gördükleri doneleri bilinç altlarında tutarlar. TV reklamı her insana cazip gelmeyebilir. Çünkü örneğin TV reklamında advertorial adında verilen reklamlardaki 1 ürünün fiyatı 100 TL ise, bu grup alışveriş sitelerinde 20 TL olabiliyor. Bu da insanların akıllarında soru işaretlerine yol açabiliyor. Bu soru işaretlerini ortadan kaldırmak için şüphesiz başarılı kampanyalarla sosyal medyada boy göstermek gerekiyor.
Kısaca sosyal medya uzmanı iş tanımı genel olarak;
Mikro blog sitelerde (Twitter, Tumblr, Typad, sizleri en etkin bir şekilde tanıtır, günlük kampanyalardan haberdar eder.
Facebook, Friendfeed, Google+, MySpace gibi sosyal ağlarda marka imajınızı lanse edecek özel görsel sayfalar oluşturur, etkinlikler düzenler, yenilikler hakkında düzenli iletiler yollayarak insanları bunlara teşvik eder.
Linkedin, Xing gibi profesyonel iş ağlarında firmanıza yönelik detayları kaçırmadan firmanız hakkında tüm bilgilere yer verir, firmanızın yapmış olduğu atılımları sürekli yayınlar, Gruplar oluşturarak mevcut ağınızı yeni iş ortaklarına ve dünyaya açar.
Youtube, Vimeo, Dailymotion, Metacafe gibi sosyal video ağlarında çarpıcı firmanız hakkında watermark ve filigranlı, introlu videolar paylaşır. Videoların entegre sistemlerle basına duyurulmasını sağlar. SEO kurallarına uygun başlık ve etiketlere dikkat ederek mevcut video ile ilgili tüm detayları atlamadan bilgileri sayfalarınıza girer.
Ar-Ge, yatırım ve yeniliklerinizi metin ve görsel olarak paylaşabileceğiniz dünyanın en çok kullanılan blog servislerinde marka adınızı alarak bunları düzenli olarak paylaşır. Wordpress, Blogger, Tumblr, LiveJournal gibi blog sistemlerini etkin bir şekilde kullanarak arama motorlarında kampanyanızla ilgili ziyaretçileri çeker.
Firmanız ve markanızla ilgili kampanyaları ve bildirileri kullanıcıların en çok sevdiği sosyal imleme sitelerine düzenli olarak imler. Digg, Stumbleupon, Delicious, Reddit, Haber.gen.tr gibi ağlarda haberlerinizi imler.
Soru/Cevap sistemlerinde firmanıza ve markanızın ürünlerine ait soruları cevaplar. Forumlarda, İçerik sistemlerinde firmanızla ilgili her türlü yorumları takip eder ve raporlar oluşturur. Firmanızla ilgili şikayet, öneri ve istekleri dinler, bunlara cevap verir. Sikayetvar.com, Formspring, Quizy.me gibi ağlarda sorunlara cevap verir.
Google SEM (Google Tanıtım Hizmetleri) 'nde firmanızla ilgili reklam mecralarını oluşturur, rakiplerin analizlerini yaparak en etkili hedef reklam biçimlerini oluşturarak, arama hizmetlerinde firmanızı ve markanızı ön plana çıkarır.
Haftalık, Aylık ve 3 aylık sosyal medya planlaması yaparak kampanyaları ve içerikleri bu yol haritasına göre çizer. Bu plan doğrultusunda sizlere tüm organizasyon şemasını çizer.
Firmanızla ilgili haftalık dergi, gazete, radyo, tv gibi medyalarda çıkan haberleri inceler, olumlu/olumsuz gelişmeleri aktarır.
Emailling sistemlerine haftalık e-bülten hazırlar. Bunların gönderilmesini takip eder, geri dönüşleri inceler ve raporlar.
Eğer biliyorsa paravan sistemler açarak blackhatseo teknikleriyle rakiplerin davranışlarını analiz eder. Sosyal medyada etki/tepkileri analiz edilerek eksi ve artılarını not eder.
Tüm rakiplerin sosyal medya ve internet alanındaki listelerini çıkarır. Örneğin tüm rakip siteler, Google PR değerleri, Alexa değerleri, yazılım ve tasarımlarının özgünlüğü, Domain yaşları, reklam modelleri, finansör ve sponsorları, Facebook, Twitter takipçilerinin sayısı ve marka imajı, kaç tane sosyal ağda oluşu gibi değerleri listeler.
Gibi 100 maddelik genel bir iş tanımı mevcuttur. Bu firmanın iş yüküne ve personelin performansına bağlı olarak maddelerin 5'nide günlük yapabilir, 100'ünüde yapabilir.
Sosyal Medya Kaç Kanaldan Oluşur?
Sosyal medya toplam 30 kanaldan oluşur.
Sosyal favoriler (Dingo, delicious, stumbleupon. )
Yorum ve puanlama (Disqus, Echo, Backtype, jskit, İntenseDabate)
Sosyal imleme (Digg, Reddit, Buzz, Newsvine)
Soru ve cevaplama (Yahoo Answer, Linkedin, Quizy)
İşbirliği platformları (Zoho, Google Wave (kapandı), Office Live)
Sosyal ticaret (Firsatim.com, Groupon, Milo, Avantajix, Pinterest)
Blog platformları (Blogger, Wordpress, Tumblr, Blogcu, Movabletype)
Bloglar (BackType, Google sites, Tumblr, )
Sosyal organizatörler (Flipboard, magnify)
Sosyal Akış / mikro blog (Twitter, Buzz, Google+, Pinterest, Path, FriendFeed, )
Anlık iletim platformları (Chatter, Yammer)
Sosyal ağlar (DIY) (Social GO, Ning, Jive)
Board ve forumlar (grouply, forumtr, )
Sosyal ağlar (Facebook, Twitter, Google+, Friendfeed, Foursquare, Myspace, Hi5, Bebo, Netlog, Orkut)
Listeleme servisleri (Socialmention, Twitturk, Collecta)
Toplu akış siteleri (Cotweet, Dlvr.it, Tweetdeck)
İş platformları (Linkedin, Plaxo, Xing)
İnceleme ve değerlendirme (Yelp, Amazon, Veteknoloji)
Lokasyon bildirim sistemleri (Foursquare, Path, Gezenzi, Facebook, Google+)
Video (Youtube, Vimeo, Dailymotion, Blip.tv, Hulu, Metacafe, Viddler, Boxee, İzlesene, Siz.net)
sRM (SalesForce, Uservoice)
Döküman içerikleri (Wordie, Slideshare, SkyDrive, Dropbox, Google Drive)
Etkinlik (Gezenzi, Madeit)
Müzik (Lastfm, Fizy, ilike)
Viki (Wikipedia, Social text)
Sanal dünya (Entropia, Poptropica)
Canlı yayın (Youtube, Kyte, Justin.tv)
Resim (Pinterest, Google image, İmageshack, Flickr, Photobucket, Picasa, )
Görsel paylaşım (İnstagram, Kameraman, Chill, Pinterest)
Gizli belgeler (Wikileaks vb.)
Online Store (Apple Store, Android Store, Windows Market Place, Blackberry Market, Mozilla market)
Mobil Anlık İletişim (Apple Arkadaşını Bul, Viber, Whatsapp, )

Twitter'da temizlik harekatı!


twitter,internet,sosyal medya,tweet,vine
Twitter, aktif olmayan kullanıcı hesaplarını silmeye başladı.
Başkası adına açılmış fake hesapları silmeye başlayan Twitter'ın bu adımı, kullanıcıların takipçi sayısında düşüşe neden oldu.
Fake takipçi tabiri, başkası adına açılan ya da takip eden/takip edilen oranı çok düşük, attığı tweet sayısı çok az hesaplar için kullanılıyor.
Geçtiğimiz gün konuyla ilgili açıklamada bulunan Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, siteden, özellikle başkası adına açılmış fake hesapların önlenmesi konusunda çözüm istediklerini söylemişti. Acarer, “Benim adıma da açılmış sahte bir Twitter hesabı vardı, 1 yıl boyunca kapatamadım” dedi. Twitter’ın bu talepleri haklı bulduğunu ve bu hesapların kapatılmasına yönelik süreci hızlandırmaya başladığını belirten Acarer, Twitter’dan hesapların yanına hesabın şikâyet edilmesi ya da sahte olduğunun belirtilmesi için bir buton konmasını da talep etti.

Amatör hackerlar artıyor!





Yapılan bir araştırmaya göre, siber suç bazıları için çok kazançlı bir ticaret kapısı olabiliyor. Araştırma, piyasadaki siber suçluların çok fazla teknik bilgi sahibi olmadan amaçlarına ulaşabildiğini ortaya koyuyor.
Amerikan anti virüs programı üreticisi McAfee firmasının güvenlik uzmanı Toraly Dirro, piyasada program ve sistemlerdeki açıklar için karaborsa oluştuğunu kaydediyor. Hassas verilerin hangi sıklıkta ya da ne şekilde ticaretinin yapıldığı tam olarak bilinmese de Dirro, dava sürecinde hackerlerin bu verilerle milyonlarca dolar dolandırabildiğinin ortaya çıktığını kaydediyor: “Küresel açıdan bakınca zarar yaklaşık 400 milyar dolar civarında. Zarar pek çok alandaki saldırıları içeriyor. Yani telif hakları hırsızlığından kredi kartlarının kötü amaçla kullanılmasına kadar pek çok alanda siber suç işleniyor.“
Siber güvenlik uzmanı Hauke Laging ise, zararın genelleştirilmemesi konusunda uyarıyor: “Zarar konusunda şunu ayırt etmek gerekir. Bir yanda saldırıya uğrayanın uğradığı zarar var, öte yanda ise zarar verenin sağladığı kazanç var. Sadece bir firmaya ait veriler çalınmak istendiğinde bütün bilgisayarlar felce uğruyor. Bundan mali kazanç elde edilmese de işletmeye büyük zarar verilmiş oluyor.“
Sözde siber suç piyasası Dirro'ya göre, herkes siber suç işleyebilir. Bunun için sadece gerekli araç ve programlara ulaşmak yeterli. Ancak tüm siber güvenlik uzmanları aynı görüşte değil. Siber güvenlik uzmanı Laging, “Bir süredir böyle. Siber suçlu olmak için uzman olmak gerekmiyor. Ancak yine de herkes yani normal bir kullanıcı bu işi yapamaz“ diyor.
Güvenlik uzmanlarına göre, siber saldırıların sıklığının ve karmaşıklığının artması “sözde siber suç piyasasındaki” patlamanın bir neticesi. Burada suçluların elindeki değişik veriler, e-mail verileri, banka ve kredi kartı bilgileri ya da bilgisayar programlarındaki açıklara dair veriler büyük meblağlara satılıyor.
Örneğin, Adobe ya da Microsoft Office gibi programlarda açık tespit edilince bu açığı şirkete bildiren 5 bin ila 30 bin dolar kazanabiliyor. Eğer açık ortaya çıktığı ilk gün hackerlara satılırsa daha yüksek bir fiyat istenebiliyor. Çünkü ilk gün içerisinde firmaların yazılımı ya da kullanıcıyı koruyacak zamanı olmuyor. Programlardaki güvenlik açığı, ortaya çıktığı günde ona ulaşılmasını sağlayana 250 bin dolar kazandırabiliyor. Laging, “Banka ve kredi kartları en popüler hedef. Bu saldırılarda tek bir kişi hedef alınmıyor, daha ziyade kitlelere ait veriler hedef alınıyor. Örneğin bin adet hesap numarası toptan satılıyor“ ifadelerini kullanıyor.
Kredi kartı verileri Almanya'da daha pahalı
McAfee'ye göre, çalınan kredi kartı numaraları, Amerika'da 15 ila 80 dolar, Almanya'da ise 40 ila 150 dolar arasında alıcı buluyor.
Güvenlik uzmanı Dirro'ya göre güncel bir virüs tarayıcı özel kullanıcı için temel koruma sağlıyor: “Virüs tarayıcıların bilinen virüsleri tanıma oranı oldukça yüksek. Ancak bilgisayarınızın sadece bilinen virüs ya da Truva atı saldırısına uğraması, şartıyla savunma başarılı olabiliyor. Özel kullanıcının ek koruma için yapabileceği şeyler de var. Öncelikle her zaman güncel yazılımlar kullanılmalı. İkinci olarak şüpheli siteler, ana bilgisayara sızmaması için ayrı bir sanal işletim sisteminde açılabilir. İnternet bankacılık işlemlerinin sadece bu amaçla kullanılan ayrı bir bilgisayarla yapılması da doğru olur.“
Windows Virtual PC gibi sanal işletim sistemleri yardımıyla program ve internet siteleri gerçek olmayan bir dünyada açılmış oluyor. Programlar hard diske sızamadığından, bilgisayar zarar görmüyor.


Bknz: http://www.veteknoloji.com/amator-hackerlar-artiyor-65773--.html

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Parmak izi okuyan ilk dokunmatik ekran!
dokunmatik ekran,parmak izi,sensör

Kullanıcıların kimliğini parmak izinden tanıyan dokunmatik ekran geliştirildi. Yeni teknoloji, ortak kullanılan bilgisayarlarda büyük işlem kolaylıkları sağlayacak.
Mobil cihazlar ile elektronik dünyasının sabit teknolojileri arasına giren ve hayatımızdaki yerini giderek artıran elektronik ekranlar, yakın gelecekte kullanıcılarını parmak izi taraması yaparak tanıyacak.
Almanya’nın Postdam kentindeki Hasso Plattner Enstitüsü’nden Christian Holz’un başını çektiği ekip, parmak izi taraması yapan ilk dokunmatik ekranı geliştirdi. Geliştirilen masa üstü dokunmatik ekrana Fiberio adı verildi.
NewScientist sitesine konuşan Holz, “Ekranlar parmak izini tarayamıyor ve parmak izi sensörleri görüntü sunamıyor... Biz her ikisini de yapan teknoloji geliştirdik” ifadesini kullandı.
Holz ve mezlektaşı Patrick Baudisch, geliştirdikleri teknolojide, dokunmatik ekranların önemli bir eksiğini kapatmayı amaçladı: Ekranlar ışık saçıyor ancak ışığı algılayamıyorlar. Bu nedenle, ekranın içine ayrı bir sensör yerleştirilmediği sürece ekranlar kullanıcıları parmak izi taramasıyla tespit edemiyor.
İLK DENEMELER BAŞARILIHolz ve Baudisch, geliştirdikleri prototipte, düz bir yüzeye 3 milimetre uzunluğundakioptik fiberleri toplu bir şekilde yerleştirdi. Her bir fiber, camın altında yer alan görüntü projektöründen çıkan görünür ışığın ışınlarını saçıyor. Projektörün yanındaki bir diğer kaynaktan çıkan kızılötesi ışınlar ise parmak izinden yansıyor ve kızılötesi kamerada toplanıyor.
Alman araştırmacılar, ilk denemelerin cesaret verici ve başarı oranının ‘FBI standartlarında olduğunu’ belirtti. İkilinin şimdiki amacı, projektör gerektirmeyecek bir dokunmatik ekran geliştirmek.
Holz, geliştirdikleri teknoloji sayesinde insanların yakın gelecekte cafeler veya kütüphaneler gibi kamu mekanlarına tablet bilgisayar veya dizüstü getirmek yerine, mekanda bulunan ekranları ortak kullanabileceklerini ifade etti. Dahası, geliştirilecek interaktif ekranlar, bankalarda kişiye özek işlemlerin yapılmasında da büyük kolaylık sağlayabilir.
YÜZ TANIMASINA BENZİYOR
Dokunmatik ekranlarda parmak izi tanımasının yanı sıra, bilgisayarlar için geliştirilen biyometrik teknolojilerden bir diğeri, ‘yüz tanıma.’
İngiltere’nin Bolton kentindeki Amscreen şirketinin CEO’su Simon Sugar, ülke genelinde yaygınlaşan bir yüz tanıma teknolojisinin öncülerinden. Şirketin geliştirdiği ve bugün İngiltere’nin 6000 noktasında bulunan ekranlar, yaş ve cinsiyete göre reklama bakan kişiyi fark ediyor ve kişiye öze görüntü yansıtıyor.
Sugar, NewScientist’e yaptığı yorumda, ‘kahve dükkanlarındaki bekleme sırasında insanların reklam gösteren ekranlarla vakit geçirebileceğini, ancak mahremiyet konularına da dikkat edilmesi gerektiğini’ ifade etti.
Samsung, geçtiğimiz yıl çoklu kullanım için geliştirilen ilk tablet olan SUR40'ı sunmuştu. Tablet üzerine yerleştirilen nesneleri tanıyan cihaz, iş dünyasında birçok projenin değerlendirilmesi, tartışılması için ideal bir ürün olarak belirdi.


bknz: http://www.veteknoloji.com/parmak-izi-okuyan-ilk-dokunmatik-ekran-65655-10-.html

Milyonlarca SIM kartı tehlikeyle karşı karşıya!

Karsten Nohl, SIM kartlarına bir mesaj gönderilmesi yöntemiyle dijital şifrelere erişilebilecek bir yöntem keşfettiğini öne sürüyor. Kendisi, bu uygulamanın insanların dinlenmesinde veya paralarının çalınmasında kullanılabileceği yönünde uyarıda bulunuyor.


Mobil telefon şebekelerini ve sektörden şirketleri temsil eden GSM Derneği (GSMA) iddiaları araştırdığını söyledi. Derneğin bir sözcüsü yaptığı açıklamada "Karsten'ın bu bulguları GSMA'yle erkenden paylaşması ön analiz yapabilmemiz için bize fırsat tanıdı" dedi.

Sözcü açıklamasını şöyle sürdürdü: "Bulguların olası sonuçlarını gözden geçirip bundan etkilenebilecek şebeke operatörleri ve Sim tedarikçilerine rehberlik yapma fırsatımız oldu. Eski standartlarda üretilen Sim kartlarının bundan etkilenebileceği görülüyor."

Nohl, güvenlik açığıyla ilgili önincelemesini, merkezi Berlin'de bulunan şirketi Security Research Labs'in internet sayfasında yayımladı.

Dinlenen çağrılar

Bir nevi güvenlik belirteci olan SIM kartları, kullanıcı bilgilerini mobil telefon şebekesi aracılığıyla doğruluyor. Kartlar ayrıca bir miktar kısa mesaj ve telefon numarası da saklayabiliyor.

Nohl, telefona şebekeden gelen ileti süsü verilmiş bir mesaj atılmasıyla güvenlik kodlarının ortaya çıkarılabileceğini keşfettiğini öne sürüyor. Atılan mesaj, şebekenin sahte dijital imzasını içeriyor. Nohl, mesajın sahte olduğunu fark eden çoğu telefonun iletişimi kestiğini, ama denediklerinin yaklaşık çeyreğinin cevap olarak SIM kartının güvenlik kodlarını içeren bir hata mesajı gönderdiğini söylüyor.

Nohl, bir saldırganın bu bilgilere ulaşabilmesi durumunda Java programlama dilinde yazılmış virüsleri de Sim kartlarına yükleyebileceğini belirtiyor. Kendisi bu güvenlik kodlarının hacker'lar tarafından mesaj göndermek, kullanıcının telesekreter mesajlarını dinlemek ve bulundukları yeri takip edebilmek için kullanılabileceğini söylüyor.

Bunlara ek olarak Nohl başka gereçlere de başvurulmasıyla telefonun bir dinleme aygıtına dönüştürebileceğini açıklıyor. BBC'ye yaptığı açıklamada Nohl "SIM kartları tüm telefon görüşmeleri, kısa mesajlar ve internet trafiğini şifrelemek için gereken güvenlik kodlarını üretiyor" diyor ve ekliyor: "Bu insanlar eğer şifrelenmiş bilgilere ulaşabilirse ellerinde Sim kartı kodları olunca verilerin şifresini de çözebilir."

"Operatörler 3G veya 4G telefonlarla yapılan görüşmelerin dinlenemeyeceğini söylüyor – ama Sim kartına ulaşınca bu oldukça mümkün." Nohl ayrıca araştırmalarına dayanarak dünyadaki tüm SIM kartlarının yaklaşık 8'de 1'inin -yaklaşık 500 ila 750 milyon aygıtın- bu tür saldırıya açık olduğunu söylüyor.
Kendisi her ne kadar bu tür bir sorunun en çok hangi ülkelerdeki telefonları etkilediğini söylemediyse de, genel olarak Afrika'daki kullanıcıların daha fazla endişelenmesi gerektiğini açıklıyor.

Nohl, "Avrupa'da Sim kartları telefon görüşmeleri ve mesajlaşmak için kullanılırken Afrika'da pek çok insan bunu mobil bankacılık için de kullanıyor. Sim kartının çalınmasıyla koca banka hesapları da çalınabilir" diyor.

Motorola'dan 3 yeni Droid!



Google ve Motorola'nın ortak ürettiği Moto X'in tanıtılmasına daha bir hafta var ancak Motorola,Verizon üzerinden satacağı yeni Droid ceplerini ortaya çıkardı.





Mobil sağlayıcı Verizon'a özel cepler, aynı zamanda Motorola'nın Droid serisinin yeni üyeleri niteliğindeler. Yeni Droid Mini, Droid Ultra ve Droid Maxx için şu an itibariyle Verizon'un web sitesi üzerinden ön sipariş vermek mümkün. Droid Ultra ve Maxx, 20 Ağustos'tan itibaren Verizon mağazalarında satışa sunulacakken, Droid Mini'nin gelmesi 29 Ağustos'u bulacak.


Üç yeni cep de DuPont Kevlar fiber yekpare tasarıma sahip ve 10 megapiksel arka kamera, 1.7GHz çift çekirdekli işlemci, 2GB RAM ile geliyorlar. Droid Mini 4.3 inç'lik bir ekrana ve 16GB depolama alanına, Droid Ultra 5 inç'lik bir ekrana ve 16GB depolama alanına sahip.


Pil ömrüne önem veren kullanıcıların tercihi olmayı bekleyen Droid Maxx ise 3.500mAh kapasiteli pili ile Motorola'ya göre 48 saat pil ömrü sunabiliyor. Droid Maxx, 32GB'lık depolama alanıyla geliyor.


Bknz: http://www.chip.com.tr/haber/motorola-dan-3-yeni-droid_41677.html